Seda Erkılıç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seda Erkılıç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2009 Perşembe

Erkılıç ve Kurban, “ayrıcalıklı” olmayan hizmeti “hizmet” olarak kabul etmiyor

İleri gazetesi yazarları Seda Erkılıç ve Evren Kurban, hükümetin Yozgat’a getirdiği hizmet başka illere de götürülmüşse, bu hizmeti “hizmet” olarak kabul etmiyorlar. Gazeteciler açıkça “ayrıcalık” istediklerini yazıyorlar.

Yazarlar, bu taleplerine gerekçe olarak da, önceki seçimlerde AK Parti’ye verilen yüksek orandaki oyları gösteriyorlar.

Yazarlar, Yozgat’a “ayrıcalık” istiyorlar

İleri gazetesi Yazı İşleri Müdürü Seda Erkılıç, “Bu gün büyük gün” başlıklı yazısında, Yozgat’a üniversite kurulmuş olmasını değerlendirirken, sadece Yozgat’a değil başka pek çok ile daha üniversite kurulduğunu belirtip, bunun sadece Yozgat’a yapılmış bir yatırım veya ‘ayrıcalık’ olmadığını yazdı. Erkılıç, Yozgat’a yapılan ya da yapılmakta olan duble yolları, barajları, hızlı tren hattını ve getirilen doğalgaz hizmetini de aynı şekilde değerlendirip, “Bunlar da tek Yozgat’a yapılmış bir yatırım veya ayrıcalık değil hiç biri” dedi.

Aynı gazetenin bir başka yazarı Evren Kurban da, “Yarın hesap göreceğiz” başlıklı yazısında, Yozgat’a getirilen toplu konut, adliye sarayları, üniversite, doğalgaz, duble yollar gibi bazı hizmetleri, başka illere de götürülmüş hizmetler olduğu için yetersiz buldu. Kurban, “Bu çalışmalar ülkenin dört bir yanında gerçekleştirildi. Peki Yozgat’ı önemseyen Başbakan, Yozgat’a harici olarak ne verdi?” diye sordu.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Yozgat’ta yeni bir günlük gazete daha çıkar mı?

Yozgat’ta 15 günde bir yayınlanan “Yozgat” gazetesinin sahibi Osman Hakan Kiracı, köşe yazısında, gazetesini günlük gazeteye çevirebileceğinin işaretini verdi.

Kiracı’nın bu işaretini İleri gazetesi “Yozgat gündemine bomba gibi düştü” diye değerlendirdi. “Yozgat Haber” gazetesinin Yayın Yönetmeni İnan Soyer ise, Yozgat’ta dördüncü bir gazete çıkmasına tahammül edemeyeceğini daha önce Merhaba gazetesinin çıkışı sebebiyle dile getirmişti. Kiracı’nın günlük gazete çıkarıp çıkarmayacağı merak ediliyor.

Haberin devamı Yozgat Medyası’nda

18 Ocak 2009 Pazar

Yozgat basınında resmî ilân kavgası

Yozgat’ın mahallî gazetelerinden “Yozgat Haber” gazetesi ile “İleri” gazetesi arasında bir süreden beri devam eden “tartışma”, giderek “kavga”ya dönüşüyor. Her iki gazetenin yönetici ve yazarları, birbirlerine yönelik hakarete varan suçlamalarda bulunuyor.

“Yozgat Haber” ile “İleri” gazetesi arasında devam eden rekabet, önce “tartışma”ya, ardından da basın yoluyla sürdürülen bir “kavga”ya dönüştü. Yozgat halkı ise, bu kavganın gerçek sebebinin ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

Rekabet güzel, kavga çirkin

Tarafsız gözlemciler ise, medyada meslekî rekabetin güzel, seviyesi düşük tartışma ve kavgaların ise çirkin olduğunu belirterek, Yozgat medyasının itibarının düşürülmemesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

Tartışmayı alevlendiren yazılar

İki gazete arasındaki rekabeti tartışmaya dönüştürecek derecede alevlendiren, Yozgat Haber” gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İnan Soyer’in, 12 Ocak 2009 tarihli “Sıra Yeni Ufuk gazetesinde” başlıklı yazısı oldu.

Soyer’in “internetten alıntı” suçlaması

Soyer, yazısında, “Yozgat Haber” gazetesinin 19 Mayıs 2008’de renkli ve büyük boy olarak yayınlanmaya başladığını; bunun üzerine “İleri” gazetesinin de ‘benzer bir yapılanmaya gitmek mecburiyetinde kaldığını’ yazdı. Ancak Soyer, bu gelişmeyi özetlerken, “İleri” gazetesinin ‘muhtevasının büyük bir kısmının internet alıntısı’ olduğunu iddia etti.

Kayhan: Resmî ilânlarımıza göz diktiniz

Soyer’in bu suçlamasına, İleri gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Yasin Nazım Kayhan cevap verdi. Kayhan, 14 Ocak tarihli “İnanılır olmak” başlıklı yazısında, “Yozgat Haber” gazetesinin sayfa ve personel sayısını artırmasının sebebinin, resmî ilânlardan daha fazla pay almak olduğunu öne sürerek, bu değişikliği ‘İleri ve YeniUfuk gazetelerinin resmî ilân paylarına göz dikmek’ olarak değerlendirdi.

Siz de “alıntı” yapıyorsunuz

Kayhan, Soyer’in, ‘haberlerinizin çoğunu internetten kopyalıyorsunuz’ mealindeki suçlamasına da cevap verdi. Kayhan, “Yozgat Haber” gazetesinin 1 Ocak’ta10, 2 Ocak’ta 9, 3 Ocak’ta 5, 5 Ocak’ta da 8 haberi internetten kopyalayıp yayınladığını öne sürdü.

Kayhan, “Şayet İnan Soyer, Yozgat Haber gazetesinin sadece 1 Aralık 2008 tarihinden bugüne kadarki sayılarına göz ucuyla bakarsa, kimin internet haberleri ile gazete sayfalarını şişirdiğini daha iyi anlayacaktır! Olmadı Sayın Soyer, İleri gazetesini eleştirirken kendinize ayna tutmayı ihmal ettiniz, hiç şık olmadı…” diye yazdı. Kayhan, “Yozgat Haber” gazetesine şöyle seslendi:

Yok öyle yağma!

“Yozgat’ta resmî ilânları yalnız ben yayınlayayım diye ek kontenjana başvuracaksın,
insanların ekmeklerine göz koyacaksın, sonra da onların bir köşede oturup sizi sessizce izlemesini bekleyeceksiniz. Yok öyle yağma!”

Kayhan, yazısında, İleri gazetesinin 14 sayfa olarak yayınlanmaya başlayıp, ek kontenjan için başvuruda bulunmasının “birilerini” rahatsız ettiğini ifade etti.

Merhaba gazetesi ‘tılsımı bozdu’

Kayhan’ın bu cevabı üzerine Soyer, yeni bir yazı kaleme alarak, hem tartışmanın başka bir boyutunu gündeme getirdi, hem de İleri’ye yönelik suçlamalarının dozunu artırdı.

Soyer, 15 Ocak tarihli, “İleri gazetesinin haberleri neredeyse tümden aşırma” başlıklı yazısında, tartışmanın geçmişine dair bir hatırlatma yaptı. Soyer, 22 Nisan 2008 tarihli “Vuslata az kaldı” başlıklı yazısından bir bölümü tekrar yayınladı. Bu bölümde Soyer, Yozgat’ta günlük olarak 3 gazete yayınlandığını, dördüncüsünün yayınlanmasına tahammül edemeyeceklerini yazmıştı.

Dördüncü gazeteye tahammül edemeyiz

Soyer, bu mesajının, o günlerde yayın hazırlığı yapan “Yozgat Merhaba” gazetesine yönelik olduğunu belirterek, mesajının ne anlama geldiğini şöyle açıkladı:

“Merhaba gazetesi sahibine, ‘Bak arkadaş, meydanı boş zannetme. Biz hedef büyüttük, işin zannettiğin gibi kolay değil. Çıta artık daha yüksek. Gel bu işten vazgeç’ mesajı verirken, İleri ve Yeni Ufuk gazetesi sahiplerine de ‘Dördüncü gazete çıkmadığı sürece sorun yok. Ama çıkması hâlinde ek kontenjana müracaat ederim, haberiniz olsun’ dedim. (…) Ahmet Büyüksoy uyarımı dinlemedi ve 4 Temmuz günü gazetesine start verdi.”

Bu açıklamanın ardından Soyer, Merhaba gazetesinin yayına başlamasıyla ‘tılsımın bozulduğunu’ ifade etti.

“Aşırma haber” linkleri

Soyer, yazısının devamında, İleri gazetesinin haberlerinin “internetten aşırma” olduğu iddiasını da sürdürdü. Soyer, İleri’nin bazı haber başlıklarını sıralayarak, bu haberlerin kopyalandığını ileri sürdüğü web sitelerinin linklerini verdi.

Merhaba bahane

İnan Soyer’in bu suçlaması üzerine Yasin Nazım Kayhan, 16 Ocak’ta “Yozgat Haber’in eline su dökemeyiz” başlıklı bir yazı yayınladı. Kayhan, yazısında, “Yozgat Haber” gazetesinin ek kontenjan (ilân payının artırılması) başvurusunda bulunma sebebi olarak yeni çıkan Merhaba gazetesini göstermesinin inandırıcı olmadığını; çünkü Merhaba’nın ilân hakkı elde edebilmesi için kanunen belli bir süre geçmesi gerektiğini, bu sürenin sonunda ilân alıp alamayacağının da bugünden belli olmadığını belirtti.

Yozgat Haber sözünde durmadı

Kayhan, “Yozgat Haber” gazetesinin ‘ek kontenjan’ başvurusunda bulunmayacağına dair taahhütte bulunduğu halde, bu sözünde durmadığını öne sürüyor. Soyer ise, bunu her ortamda dile getirdiğini iddia edip, Bekir Çaylak, Muammer Karadeli ve Ahmet Büyüksoy’u şahit gösteriyor. Buna karşılık Kayhan da, şahit gösterilen bu isimlerin diğer gazetelere mensup olduğuna işaret ederek, Soyer’in bu açıklamasını, ‘ek kontenjan’ başvurusunun kendilerinden gizlendiğinin bir itirafı olarak değerlendiriyor.

“Sözünde durmak şart mı?”

Kayhan ayrıca, Soyer’in köşe yazısında kullandığı “Ticarette ‘verilen sözlere itibar etmek’ gibi bir kural mı var? Göbeğimizi birlikte mi kestik?” sözüne işaret ederek, “Hangisine inanalım? O zaman kimse kimseye itimat etmesin, nasılsa ticaret bu diyerek, her yapılanı sinesine çeksin! İleri Gazetesi penceresinden bakıldığında, ek kontenjan meselesi gizli kapaklı yapılmıştır” diye yazdı. Kayhan, kendilerini rahatsız eden hususun ne olduğunu da şöyle özetledi:

Rahatsızlığımız ek kontenjan’dan değil

“Haa! Biz Yozgat Haber’in ek kontenjana başvurmuş olmasından rahatsız mıyız? Tabi ki hayır… Tek rahatsız olduğumuz konu; Sayın Soyer’in kendi kendine köşesinden alenen verdiği sözlerin, yine kendisi tarafından yerine getirilmemesidir. Yoksa, ek kontenjana Yozgat Haber’in başvurmuş olmasından değil… İleri gazetesi de ek kontenjana başvurmuştur. Ama bunu Yozgat Haber’i takip ettiği için değil, ekmek parası için yapmıştır.”

Ulusal basındaki demeçler Yozgat’taki kişilere uyarlanıyor

Kayhan, yazısında, “Yozgat Haber”e yönelik ilginç bir suçlamada daha bulundu. Kayhan, bu iddiasını şöyle dile getirdi:

“Örneğin; Ziraat Odaları Birliği'nin internet sitesine bir haber düşer, ertesi gün Yozgat Ziraat Odası Başkanı’nın ağzından bu haber yayınlanır. Ne başkanın haberi vardır, ne de Yozgat’taki diğer gazetelerin… Bu sadece bir örnek. Aynı şey diğer sivil toplum kuruluşlarına, hatta kurumlara da yapılıyor. (…) Düşünsenize, sizin fotoğrafınızla, sizin ağzınızdan bir haber yapılıyor, ama siz bu haberden bihabersiniz! Ben bunları düne kadar hiç yazmadım.”

Linklere linklerle cevap

Kayhan, Soyer’in İleri’ye yönelik “internetten haber aşırma” suçlamasına da aynı yöntemle karşılık vererek, “Yozgat Haber”de yayınlanan 14 haber başlığını sıralayıp, bu haberlerin kopyalandığını öne sürdüğü web sitelerinin linklerini verdi.

Bana çelme takıp, ortağımı benden kopardılar

İnan Soyer ise, aynı gün yayınlanan “Kendim ettim, kendim buldum” başlıklı yazısında, Yozgat’ta gazeteciliğin kalite kazanması için “Yozgat Haber”in sayfa ebadını büyütüp renkli olarak basmaya başladıklarını anlattıktan sonra, isimlerini vermediği bazı kişilerin kendisine çelme taktığını öne sürdü. Soyer, “Ortağımın aklını çelip kopardılar benden” diye yazdı. Soyer, suçlamalarını şöyle sürdürdü:

“Çalma-çırpma” suçlaması

“Sayfalarını internetten aşırma haberlerle doldurmayı bırakıp, haber peşinde koşmalarını, yetenekleri ölçüsünde kalemlerini konuşturmalarını salık veririm. (…) Ya adam gibi gazetecilik yapacak, ya hayat hakkı bulamayacak. Aşırma, iktibas, çalma/çırpma, kopyalayıp yapıştırma devri bitti.”

“İnternetten aşırma” suçlamasının gerçek hedefi ne?

“Yozgat Haber” gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İnan Soyer, İleri gazetesi ile aralarındaki tartışmanın bir ‘rant kavgası’ olmadığını, ‘ek kontenjan’ ayrışmasının bir rant paylaşımı etrafında gerçekleşmediğini öne sürüyor.

Ancak, Basın İlân Kurumu’nun ilân şartlarını belirleyen kanunî esasları incelendiğinde, “internetten aşırma” suçlamasının bilinçli bir suçlama olduğu anlaşılıyor. Zira, Basın İlân Kurumu’nun belirlediği kurallara göre, kaynak gösterilmeden internetten alıntı yapan gazeteler resmî ilân alamaz…

Gazetelerin gösterdiği personelin kaç tanesi fikir işçisi?

Resmî ilânlardan aldıkları payın yükseltilmesi için başvuruda bulunan gazetelerin bazı vasıflara sahip olması gerekiyor. Bu gazetelerin; belli oranda yazar, editör, muhabir gibi “fikir işçisi” çalıştırıyor olması gerekiyor. ‘Ek kontenjan’ talebinde bulunan gazetelerin “fikir işçisi” olarak gösterdikleri personelin gerçekten “fikir işçisi” konumunda olup olmadıklarının iyi araştırılması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Yöneticilerin kavgasına yazarlar da karıştı

“Yozgat Haber” gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İnan Soyer ile “İleri” gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Yasin Nazım Kayhan arasında köşe yazılarıyla süren polemik, gazetelerin yazarlarına da sıçradı.

Koçsoy’dan “hırsızlık” suçlaması

“Yozgat Haber” yazarı Yusuf Koçsoy, 16 Ocak’ta “Haber aşırmak açıkça çalmaktır” başlıklı bir yazı yayınladı. Koçsoy, “Bir fikir ve emek ürünü olan haberi aşırmak, fiilen bir hırsızlıktır” dedi.


“Yasal işlem” çağrısı

Koçsoy, yazısında ayrıca, “Haber, bir fikir ve emek ürünü olduğuna göre ve her haberin, her yazının bir gerçek sahibi olduğuna göre, sahipleri; haberini/yazısını izinsiz olarak kullananlar hakkında ‘yasal işlem’ yapmalıdırlar” diye yazdı.

Erkılıç: Hırsızlığın yolunu Koçsoy gösterdi

İleri gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Seda Erkılıç da, 17 Ocak tarihli “Yazıklar olsun” başlıklı yazısında, Yusuf Koçsoy’a yönelik ağır suçlamalarda bulundu.

Başlangıçta her iki gazetenin Genel Yayın Yönetmenleri arasında süren tartışmayı sessizce okumakla yetindiğini belirten Erkılıç, “Ama boyut veya seviye öyle birden bire şekil değiştirdi ki, bu duruma hiç dahil olmamam gerektiği halde, gazeteme yapılan suçlamalara, Yazı İşleri Müdürü olarak cevap vermem gerektiğini düşündüm” diye yazdı.

Erkılıç, “Eğer üçüncü kişi olaya girmeseydi, dördüncü kişi asla olmazdım” diyerek, “Yozgat Haber” yazarı Yusuf Koçsoy’un tartışmaya dahil olması sebebiyle kendisinin de katıldığını belirtti.

Koçsoy’un aşıramayacağı haber yoktur

Koçsoy ile “geçen yıl bugünlerde” mesai arkadaşı olduklarını belirten Erkılıç, “Kendisinin isteyip de bulamayacağı, aşıramayacağı internet haberi yoktur” suçlamasında bulundu. Beraber çalıştıkları dönemde, haber alabileceği bazı siteleri kendisine Koçsoy’un öğrettiğini ifade eden Erkılıç’ın şu ifadesi dikkat çekti:

Dinime küfreden bari Müslüman olsa...

“Bu yüzden bana hırsız diyen kişi, hırsızlığın yolunu bana göstermeyen kişi olsaydı, inanın bu gün sizlere bu yazıyı yazamayacak kadar ağır bir psikolojinin içerisine girer, bu yazıyı da yazmazdım...”

Teyid etmeden haber yayınlamadık

Erkılıç, “İnternet dünyasının kısayolları”nı Koçsoy’dan öğrendiğini belirterek, “Ama haberlerin doğruluğunu öğrenmek adına muhatap olan kişiye danışmadan hiç haber yapmadık. Sayın Koçsoy gibi, oturduğumuz yerden gazete çıkartma yoluna gitmedik. Herkesin yaptığı gibi bazı kısa yolları biz de kullandık; ama araştırmayı doğrulatmayı ihmal etmedik” diye yazdı.

Kendi gazetesine dost mu düşman mı?

Koçsoy’un “yasal işlem” çağrısını da değerlendiren Erkılıç, “Bunu isterken kendi kurumu hakkında ne düşündüğü, dost mu düşman mı olduğu ise tartışılacak kadar derin bir mevzudur” ifadesini kullandı.

Böyle devam edersen, bildiklerimizi söyleriz

Koçsoy’u “Hiçbir yerde dikiş tutturamayan, her gittiği yeri karıştıran” birisi olarak nitelendiren Erkılıç, şu uyarıda bulundu: “Eğer bu tip belden aşağı yazılar devam ederse, biz de dökeriz eteklerimizde ne varsa, Sayın Koçsoy...”

Koçsoy, gazeteleri birbirine düşürüyor

İleri’nin yazarlarından Evren Kurban ise, 17 Ocak’ta yayınlanan “Yusuf Koçsoy’un gazına gelme İnan Abi” başlıklı yazısında, (Erkılıç gibi) bu tartışmaya Yusuf Koçsoy’un yazısı sebebiyle dahil olduğunu belirtti.

Koçsoy’u “her devrin adamı” ve “Yozgat basınında ne kadar gazete var ise, en az 2’şer defa girip ortalığı karıştıran kişi” olarak nitelendiren Kurban, Koçsoy’la aynı meslekte olmaktan utandığını ifade etti. Kurban, Koçsoy’un çalıştığı her gazetenin, onun zamanında diğer gazetelerle kavga edecek duruma geldiğini öne sürdü.

Kurban’dan Koçsoy'a istifa çağrısı

Yazısında Koçsoy’a “Bu mesleği artık daha dibe batırmaktan vazgeç” diye seslenen Kurban, Koçsoy’un gazetecilik eğitimi gördüğünü de hatırlattıktan sonra, “Eğer o okullarda senin kullandığın yazı karakterleri öğretiliyor ise, tüküreyim o öğretilen karaktere” ifadesini kullandı.

Yozgat Haber’in ortağı ve Genel Yayın Yönetmeni İnan Soyer ile İleri gazetesinin sahibi Mükremin Kayhan arasındaki hukuku kimsenin bozamayacağını ifade eden Kurban, Soyer’e, Yusuf Koçsoy’u gazeteden uzaklaştırma çağrısı yaptı. Soyer ile akraba olduklarını da belirten Kurban, Koçsoy’a da şu çağrıda bulundu:

“Ya da kimseyi yorma Yusuf Koçsoy, sen bırak bu işi. (…) Yeter, bırak bu mesleği, hem kurumlar rahatlasın, hem de biz gazeteciler...”

12 Ocak 2009 Pazartesi

Yazarlar, mitinge katılımın azlığından şikâyetçi

Geçen Cumartesi günü Yozgat Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge katılımın beklenenden az olması, gazete yazarlarının tepkisine sebep oldu.

Merhaba Yozgat gazetesi yazarı Çetin Mermertaş, mitingin başka bir boyutunu da ele alarak, MHP’li grubun siyasî kimliklerini öne çıkaran tavırlarını eleştirdi.

Erkılıç: İsrail’e değil, Yozgat’a bile sesimizi duyuramadık

İleri gazetesi Yazı İşleri Müdürü Seda Erkılıç, “Sözde tek yürek” başlıklı yazısında, onlarca dernek ve sivil toplum örgütünün bir araya gelmesine rağmen, mitingde Cumhuriyet Meydanı’nı dolduracak kadar bile bir kalabalık toplanamadığına işaret etti. “İsrail’e değil Yozgat’a bile sesimizi duyuramadık” diyen Erkılıç, tepkisizlik olarak değerlendirdiği katılım eksikliğine tepki gösterdi.

Yılmaz: Hey gözünü sevdiğimin ülkesi

Aynı gazetenin yazarlarından Tarık Yılmaz ise, “İki gün” başlıklı yazısında daha genel bir değerlendirme yaparak, İsrail’e en fazla tepkinin ve dünyada yardıma ihtiyaç duyan ülkelere en fazla yardımın Türkiye’den çıktığına işaret edip, daha iyimser bir analiz yaptı. Yılmaz, bu bakış açısını şöyle dile getirdi:

“Bakın Türkiye'ye... Hey gözünü sevdiğimin ülkesi. Tsunami olur ordasın, Hindistan yerle bir olur ordasın, Afganistan ağlar ordasın. Nerede yok ki bu vefakâr millet…”

Ancak Yılmaz da, “Katılım beklenildiği gibi olmadı. Nedendir bilinmez, beklenen kesimler yoktu orada” diyerek, Yozgat’taki mitingin beklenen ilgiyi görmediğini belirtti.

Büyüksoy: Manzara pek de iç açıcı değildi

Yozgat Merhaba gazetesi yazarı M. Recai Büyüksoy da, “Filistin’e destek, İsrail’e lânet” başlıklı yazısında, mitinge katılımın düşük oluşunu şöyle ifade etti:

“Gerçeği söylemek gerekirse, Filistin’e destek mitingine olan katılım beklenen gibi olmadı. En azından Cumhuriyet Meydanı’nın dolması beklenirken, maalesef katılım çok yetersizdi. Farklı din ve düşüncelere sahip olan milletlerin, insanların düzenlediği mitinglerde dahi yüksek sayıda katılım olurken, ilimizde yapılan destek gösterilerindeki manzara pek de iç açıcı değildi.”

Mermertaş: Kişisel tepki çok, toplu tepki az

Aynı gazetenin yazarlarından Çetin Mermertaş da, “Mitingte siyaset” başlıklı yazısında, katılımın az oluşunu şöyle değerlendirdi:

“Kişisel tepkinin arttığı bir dönemde, toplu tepkiye katılımın az olması da dikkat çekiciydi. Cumhuriyet Alanı’nın bir köşesinde başlatılan miting, kısa süre içerisinde son buldu. Bizim tepkimiz, desteğimiz, acıyı paylaşmamız bu kadar olur. Gerisi boş laf…”

Mitingteki MHP’li gruba eleştiri

Çetin Mermertaş, yazısında, mitinge katılan MHP’li grubun siyasî kimliğini öne çıkaran tavrını da eleştirdi. “Akla gelebilecek her türlü organizasyonda ‘siyasî görüş’ün yansıtılmasına anlam vermekte güçlük çekiyorum” diyen Mermertaş, eleştirisini şöyle dile getirdi:

“Toplumsal bir olay içerisinde siyasi görüşünün yansıtılması… Cumartesi günü yapılan mitingin siyasetle ne alâkası var? Farklı görüşlere sahip insanların bir araya gelip, sesini yükselttiği, haykırdığı bir ortamda, birileri çıkıp adeta oyunbozanlık yapıyor. Enteresan… Bunu yapanlar da hep aynı kesim. Sanırsınız, mitingi sadece kendileri düzenlemiş… Neden böyle oluyor? Neden siyasî görüş hep ön plana çıkarılıyor? Bunun irdelenmesi şart.

Bu tavır MHP’ye zarar veriyor

Kimden bahsediyoruz? Elbette, bunu alışkanlık haline getirmiş MHP’lilerden. Aslında toplumsal konularda bu tür yaklaşımlar, siyaseti alet haline getirmeler , partiye büyük zarar veriyor… Farkında da değiller… İnsanlar çekiniyor, endişe duyuyor, kaçıyor…

Cumartesi günü de aynı manzaralar karşımıza çıktı. İlin Belediye Başkanı orada. Mitingin ön sırasında Halkla iç içe. Diğer siyasî parti temsilcileri orada ama, destek için birleşmişler. Siyaset yapmadan… Geri planda bıraktılar… Sanırım MHP’nin artık kendini sorgulama zamanı gelmiştir…”

9 Eylül 2008 Salı

Yerköy’ün istediği Ziraat Fakültesi'nin Boğazlıyan’a kurulacak olması Yerköylüleri kızdırdı

Yozgat Bozok Üniversitesi, Boğazlıyan ilçesine Ziraat Fakültesi kurma kararı aldı. Üniversitenin bu kararı, ilçelerine Ziraat Fakültesi kurulması için 16 bin 500 imza toplayan Yerköylüleri kızdırdı.

Yerköy Gazetesi köşeyazarı Seda Erkılıç’ın bildirdiğine göre, Yerköy İlçesi halkı, ilçelerine Ziraat Fakültesi kurulması için 16 bin 500 imza topladı. Bu imzalar da, davullu zurnalı bir törenle, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. İnci Varinli’ye teslim edildi. Ancak, Ziraat Fakültesi’nin Yerköy’e değil Boğazlıyan ilçesine kurulmasına karar verildi. Fakülte binasının yeri de belirlenip temel tahtaları çakıldı.

Yerköy’ün taleb ettiği fakültenin Boğazlıyan’a kurulacak olması, Yerköylüleri kızdırdı. Yerköy Gazetesi köşeyazarı Seda Erkılıç, “Yerköy istedi, Boğazlıyan aldı” başlıklı bir yazı kaleme alarak, bu duruma tepki gösterdi. Erkılıç, tepkisini ağır ifadeler de kullanarak, şöyle dile getirdi:

“… hangi kriterlere dayanarak Boğazlıyan'a yüksekokul açma kararı verildi bilemiyorum... Ya da Yerköy'ü neden es geçtik, onu ise hiç anlayamıyorum... Eğer ulaşım, verimlilik, ve büyüklükse kriter, Yerköy de Boğazlıyan kadar ulaşılır, büyük ve verimli bir ilçemiz. Eğer bir üniversite yeni yeni büyüyorsa, gelişiyorsa, sıkıntıları mutlaka yaşayacaktır. Ama bunu yaparken halkı küstürmeyecektir. Bunu yaparken dengeli bir politika izlenmelidir. Bunu hayata geçirirken “inatlaşmamak” gerekir. Bunu yaparken her ilçeye aynı mesafede durmak ideal bir davranıştır. Tabii en önemlisi adil olmaktır. Tabii bütün bunlar için, yöneticilerin, karar vericilerin vicdanî duruşlarında sapma olmamalı. Hele etki altında kalmaları, tam da “küçük insan” olduklarının işareti sayılabilir. Sözüm ve yazdıklarım, bütün bunları anlayanlaradır...”