Yerköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2021 Salı

Oktay, Yozgat için “yerelden kalkınma modelini” anlattı


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, YouTube kanalı Yozgat Çamlık TV’nin yayınına katıldı. Oktay, programda memleketi Yozgat’ın gelişmesi ve yerelden kalkınmaya yönelik projeleri anlattı.

Cumhurbaşkanı Yardımcılığı Resmi Konutunda yapılan programda Oktay, yerelden kalkınmada sadece il merkezi değil, ilçe merkezleri, beldeleri ve köylerin de kalkınmasını kastettiğini belirterek, yerelden kalkınma Yozgat’ta başarıldığı zaman bunun ekonomik boyutta gelişmekte olan iller açısından da bir rol modele dönüşeceğini söyledi.

Devletin belirli alanlarda yapmak zorunda olduğu görevlerinin bulunduğunu belirten Oktay, “Devlet, güvenlik, eğitim, sağlık, adalet hizmetlerini yerine getirmek zorunda, altyapıyı getirmek zorunda. Sonrasında yatırımı artık devletin gelip de fabrika kurma diye bir şey yok. Kamusuyla, özeliyle, sivil toplum örgütleriyle yatırıma odaklanılmalı. Kendisi yatırıma odaklanmalı. Esnafı, iş insanlığına, iş insanı yatırıma odaklanmalı.” diye konuştu.

19 Nisan 2021 Pazartesi

Yerköy Belediye Başkanı Yılmaz: İddialar doğru değil

Yozgat’ın Yerköy ilçesinin Belediye Başkanı Ferhat Yılmaz, hizmet pasaportuyla yurt dışına giden kişilerin geri dönmediği iddiasını yalanladı.

Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, 15-21 Temmuz 2019 tarihinde, Polonya’da düzenlenen “Folk Festivali” organizasyonuna Türkiye’yi temsilen katılan Yerköy Belediyesi Anadolu Folklor Vakfının dansçı ve müzisyenlerinin yurt dışına çıkmaları için gerekli izinlerin, Yozgat Valiliğinden alındığını belirtti.

Polonya’daki organizasyona katılan folklor ekibinin yarışmada festival birincisi olarak Türkiye’ye eksiksiz döndüğünü belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

“Polonya’da düzenlenen bu festival için ilçemiz ve Yerköy Belediye Başkanlığımız adına ne şahsım ne de kurumumuzla ilgili hiçbir kişi söz konusu grupla birlikte yurt dışına çıkmamış ve bu vakıftan Yerköy Belediyesinin hiçbir maddî talebi ve kazancı olmamıştır. Söz konusu folklor ekibimiz, ülkemize döndükten sonra Kırşehir Valiliği ve Belediyesinin birlikte düzenlemiş oldukları Ahilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde Kırşehir Cacabey Meydanı’nda bir gösteri düzenlemişlerdir.”

5 Mart 2021 Cuma

Helikopter kazasında Yozgatlı Korgeneral Osman Erbaş da şehit oldu


Bingöl’den Bitlis’in Tatvan ilçesine gitmek üzere kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu şehit olan askerler arasında, 8’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Osman Erbaş da bulunuyor.

Yozgat / Yerköylü Osman Erbaş’ın Özgeçmişi

Yozgat’ın Yerköy ilçesinde 1962’de doğan Erbaş, 1983’te Kara Harp Okulundan mezun oldu. Erbaş, 1997’de Kara Harp Akademisinden, 2000’de Silahlı Kuvvetler Akademisinden mezun oldu.

2008’de tuğgeneralliğe terfi eden Erbaş, 2008-2010 yıllarında Millî Savunma Bakanlığı Teftiş Daire Başkanlığı, 2010-2012’de 1’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı görevlerini yaptı.

Erbaş, yerli ve milli silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve İHA’ların geliştirilmesine büyük destek verdi. Erbaş, 2010’da 1. Mekanize Piyade Tugay Komutanı olarak görev yaparken terör operasyonlarında İHA’ları kullanacak personele kapsamlı eğitimler verilmesini sağladı.

Erbaş, 2012’de tümgeneralliğe terfi etti, 2012-2015’te Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı, 2015-2016 yıllarında 6’ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı görevlerinde bulundu.

Korgeneralliğe terfi eden Erbaş, 4 Ağustos 2016’da Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevini devraldı.

Erbaş, 2017 general / amiral atamaları ile 8’inci Kolordu Komutanlığına atanmıştı.

Bingöl’den Bitlis’in Tatvan ilçesine gitmek üzere kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Korgeneral Osman Erbaş, evli ve 2 çocuk babasıydı.

31 Mart 2009 Salı

Yozgat Milletvekili Ekici: Yazıcıoğlu, hep milletine hizmet eden bir Anadolu çocuğuydu

Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinden Yozgat’ın Yerköy ilçesine giderken geçirdiği helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, bu gün TBMM’de düzenlenen törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı.

Yazıcıoğlu’nun cenaze törenini canlı olarak yayınlayan TRT, bu yayınında Yazıcıoğlu’nu yakından tanıyan siyasetçilerle canlı yayında yapılan röportajlara da yer verdi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici de, TRT muhabirinin sorularını cevaplarken, Muhsin Yazıcıoğlu hakkındaki düşüncelerini anlattı

Yazıcıoğlu ile münasebetinin 18-19 yaşlarında başladığını belirten Ekici, “Aynı davanın mücadelesini verdik, aynı inançların kavgasını verdik” dedi. Ekici, şunları söyledi:

Büyük bir siyaset adamını kaybettik

“1978 yılında ben Gençlik Kolları Genel Başkanıyken, Muhsin Bey, Ülkü Ocakları Genel Başkanıydı. Biz beraberken çok yoğun bir mesai verdik. Daha sonra siyasî hayatımızda, cezaevi hayatımızda birlikte olduk, kaçaklığımızda birlikte olduk. Dolayısıyla, teessürümüz çok büyüktür. Kişisel üzüntüler bir tarafa, kişisel üzüntülerinizi belki içinizde yaşıyorsunuz ama, benim en büyük üzüntüm, Türk Milleti gerçekten Anadolu’nun yetiştirdiği, tüm özellikleriyle Anadolu’yu yaşayan, Anadolu’yu yaşatan ve Anadolu için yaşayan bir Anadolu çocuğunu, büyük bir devlet adamını, bir siyaset adamını kaybetmiş olmasıdır. Gerçekten çok hüzünlüyüz ve yüreğimiz yanıyor desek yeridir.”

Mehmet Ekici, TRT muhabirinin, “Muhsin Yazıcıoğlu’nu toplumun her kesimi tarafından sevilen birisi yapan nedir sizce?” sorusunu da şöyle cevapladı:

Anadolu insanının bütün özelliklerini taşıyordu

“Muhsin Yazıcıoğlu’nu çok sevilen bir insan yapan özelliği, onun bu ülkenin gerçek bir çocuğu olmasıdır. Bu çok önemlidir. Acılarıyla, sevinçleriyle, zevkleriyle, zaaflarıyla Anadolu’yu temsil eden, bu milleti temsil eden bir kişiliktir Muhsin Bey. Dolayısıyla halktan biridir. Hiç halkından kopmamış, hep halkının içinde olmuş, hep halkla beraber olmuş ve hep halk için, Türk Milleti için çalışmış bir insandır. Bu insanlar sevilir. Bu insanların aldığı oyların hiç önemi yoktur. Bu insanların siyasette işgal ettiği yerin hiç önemi yoktur. Bu insanların, Türk Milleti için yaptıkları hizmet önemlidir, Türk Milleti’ne koydukları ufuk önemlidir, Türk Milleti için düşünceleri, projeleri ve planları önemlidir. İşte Muhsin Yazıcıoğlu’nu - bakın şu kalabalığa – insanlar gerçekten hüzünlü. Çok çeşitli siyasî partilerden insanlar gerçekten bir kardeşlerini kaybettiler. Bunun farkındalığını yaşıyor insanlar. Dolayısıyla, işte fark budur. Anadolulu olmak, Anadolu’nun herhangi bir şehrinde doğmak anlamında değildir. Anadolu’nun tüm özelliklerini taşımak, Anadolu için yaşamak, Anadolu’yu yaşatmak için çalışmak. Muhsin Beyin kendi hayatına baktığınız zaman, çocuklarına bile yeterli ilgiyi gösterememiş bir insan portresi görürsünüz. Eşiyle, çocuklarıyla rahatça oturamamış bir insan portresi görürsünüz ve her zaman, siyaset yaparken bile partisi veya partiler önemli değil onun için; yani, ülkenin geleceği önemli. Gelecekte, nasıl bir ülkede, çocuklarımızı nasıl yaşatacağımız önemli. Dediğim gibi, oyla, işgal ettiği konumla değil, kalplerdeki durumuyla onu değerlendirmek daha doğru olur. İşte, Muhsin Yazıcıoğlu’na bu sevgi selinin oluşmasının temel sebebi de budur.”

TRT muhabirinin, cezaevinde işkence görmüş olmasına rağmen, çıktıktan sonra ‘ben ülkeme, devletime küsmedim’ dediğini hatırlatması üzerine Ekici, şunları söyledi:

Gördüğü zulümden bile şikâyetçi olmadı

“Kendi kuşağımız içerisinde bu böyledir. Bakın, bizim kuşağımız, bu cezaevi hayatını hep birlikte yaşamış bir kuşaktır. Acı, işkence, zulüm, hiç ummadığınız derecede zulüm ve hiç ummadığınız yerlerden zulüm görmüş olmanız, sizin devlete olan bağlılığınızı, milletinize olan sevginizi, vatanınıza ve yurdunuza olan bağlılığınızı yok etmediği zaman siz gerçek anlamda bu ülkeyi seviyorsunuz, bu milleti seviyorsunuz ve bu devleti seviyorsunuz anlamına gelir. Muhsin Yazıcıoğlu, müteveffa, bugün rahmet-i Rahman’a ulaşan Muhsin Yazıcıoğlu, bu jenerasyonun en önemli temsilcilerindendir. Bakın, Mamak Askerî Cezaevi’nde, Avrupa Birliği’nden gelenler ‘Bir şikâyetiniz var mı?’ diye sorduğunda, “Bu işler Türk Devleti’nin işidir, sizi ilgilendirmez” diyecek kadar yürek sahibi bir jenerasyondan bahsediyoruz. Ülkesini şikâyet etmeyen, gördüğü zulmü bile şikâyet konusu yapmayan bir memleket sevdası. İşte Anadolu dediğim bu, ‘Anadolu çocuğu olmak’ dediğim bu benim.”

12 Ekim 2008 Pazar

Yerköylü D.A.’nın küfürü hukuk tartışması başlattı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, "Ben böyle adaletin, emniyetin, devletin a… koyarım" sözlerinin suç teşkil edip etmediğine karar verecek. Yerel Mahkeme, bu sözü söyleyen sanığın beraatine karar verdi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sözlerin suç unsuru taşıdığını belirterek beraat kararını bozdu. Davada son sözü Yargıtay Ceza Genel Kurulu söyleyecek.

Yozgat'ın Yerköy ilçesinde meydana gelen olayda, D.A. düğünlerinin saat 23.00’te sona erdirilmesini isteyen polis memurlarına karşı çıkarak, "Ben böyle adaletin, emniyetin, devletin a… koyarım" diye küfretti. Polis memurları da, D.A.’nın görevliye sövme” suçunu işlediği iddiasıyla hakkında suç duyurusunda bulundu.

Vatandaşlara tanınan eleştiri hakkıdır

Yerköy Asliye Ceza Mahkemesi, D.A. hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme, gerekçeli kararında şu görüşleri dile getirdi:

"Bu ifadenin, basit bir kızgınlık veya kişisel bağlamda değil, idarî faaliyetlerin dağıtılması ve icrası üzerine kurulu genel ve politik bir bağlamın içerisinde söylendiğinin kabulü gerekir. İdarî faaliyetlerin uyumsuzluğu ve dengeli icra edilmesi hususundaki açık ve net gözlemleri karşısında, kişilerin eleştirel bir konum alması ve giderek yeise, derin bir umutsuzluğa ve sert, yakışıksız biçimlerde dahi olsa kınama eylemine yönelmesi anlaşılabilir bir durumdur ve mutlaka adalet hissiyatından neşet eden bir tepki olarak görmek gerekir. Bu konudaki hassas sınırın somut olayın gelişim öyküsünden olduğu kadar vatandaşlara tanınması gereken eleştiri ve muhalefet hakkının meşru zemini üzerinden de belirlemek gerekir. Bunu, meşru muhalefet biçiminde adalet ve emniyet teşkilâtının üretilmesi ve faaliyetlerin içeriğine eleştirel bir malzeme olarak da katmak zorunluluktur."

Yargıtay, beraat kararını bozdu

Beraat kararına yapılan itiraz sonrası dosya, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'ne geldi. Daire, sövme eyleminin "görevliye sövme" olarak değerlendirilmesi ve beraat hükmünün bozulması gerektiğine karar verdi.

Sanık da polis de refleksif davrandı

Yargıtay'ın bozma kararına yerel mahkeme direndi. Direnme kararında şu görüşler dile getirildi:

"Sanığın eylemi, refleksif bir eylemdir. Bu nedenle de eylemin suçun husule gelmesini sağlayabilecek bir genel ve özel kast unsuru söz konusu değildir. Sanık ve müştekiler arasında, idarî bir eylemin sorun edilmesi, tartışılması, sorgulanması sırasında anî ve bilinçsizce çıkan bir sözün sırf uygunsuz ve yakışıksız olduğuna dayanılarak o anda kendi görevlerini icra etmeye çalışan görevlileri muhatap aldığını iddia ederek hızla bir soruşturma yürütmek ve sanığın cezalandırılmasını beklemek ise, tıpkı sanığın eylemi gibi refleksif bir tarzda gerçekleşmiş, yeterince anlamadan, sorgulamadan ve bilinçsizce söylenmiş bir söz kişiselleştirilmek suretiyle bu noktalara kadar taşınmıştır. Sanığın içinde bulunduğu düğün mekânının kapatılması karşısında hemen yanında bulunan komşu ilçedeki düğünün neden sona ermediği ve hâlen düğüne devam edilerek birbirinden farklı idarî pratikler yaratılması karşısında içgüdüsel olarak sorduğu soru neticesinde sövmeye başladığı açıktır."

Sanığın sözleri isyandır

Yerel mahkeme, direnme gerekçesinde, sırf yakışıksız sözler sarf edenleri 'terbiye etmek' ve devlet kutsiyetinin ve gücünün sınırlarını ve sonuçlarını hatırlatmak için pek de mantıklı ve tutarlı olmayan bir yol izlendiğini vurgulayarak, şu görüşler dile getirildi:

"İdarenin, ama asıl olarak da yargının, dehşetli de olsa, irkiltici de olsa kendisine ve başkalarına karşı söylenmiş sözlerin temellerine inebilme cesaretini taşıması bir zarurettir. Sürecin gelişimi göz önüne alındığında yalnızca sanığın sarf ettiği sözlerde duraklamak bizi toplumsal yaşam ortamlarına aşırı müdahaleye yönelten bir indirgemecilik sonucuyla karşı karşıya bırakabilir. Sanık bu sözlerinde "isyan' belirtmiştir. Sözün ağırlığı, isyanı ortadan kaldırmaz."

Yerel mahkemenin direnme kararının ardından dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündemine geldi. Davada son sözü Yargıtay Ceza Genel Kurulu söyleyecek.

(Kaynak: haberler.com)

26 Eylül 2008 Cuma

Yerköy’de balkondan düşen çocuk öldü

Yozgat’ın Yerköy ilçesinde, 3. kattaki evlerinin balkonundan düşen 4 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.

Yerköy Hükümet Caddesi’nde Oktay Dolu’nun 4 yaşındaki oğlu Abdülbaki Dolu, 3. kattaki evlerinin balkonunda oynarken dengesini kaybedip yere düştü. Ailesi tarafından Yerköy Devlet Hastanesi’ne götürülen Abdülbaki Dolu, yapılan ilk müdahaleden sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Küçük çocuk, ambulansla Ankara’ya götürülürken yolda hayatını kaybetti.

(Kaynak: Yozgat Gazetesi)