18 Temmuz 2011 Pazartesi

“Marka şehir” olmak istediğinizden emin misiniz?

Sürur Öztürk

Lütfen şu soruya içinizden cevap veriniz:

Siz, Yozgat Milletvekillerinin, siyasî partilerin Yozgat İl Başkanlarının, Yozgat Valisi’nin, Yozgat Belediye Başkanı’nın, Yozgat’taki sivil toplum kuruluşlarının başkanlarının, mahallî basının temsilcilerinin “marka şehir” kavramının ne anlama geldiğine dair görüşlerini biliyor musunuz?

Bilemezsiniz, çünkü hiçbirisi bu konuda ne düşündüğünü söylemiş değil.

Bizler, Yozgat kamuoyu olarak, daha ne anlama geldiğini bile bilmediğimiz, bilmek için de herhangi bir teşebbüste bulunmadığımız bir kavramı nasıl hayata geçireceğiz?


Yozgat, çok boyutlu olarak ve ciddiyetle tartışması / istişâre etmesi gereken temel meselelerini hiç tartışmayan ama buna karşılık incir çekirdeğini doldurmayacak konulara cömertçe zaman ayıran bir şehir…

17 Mayıs’tan sonra Yozgat’ta nâdiren ve hayli cılız bir sesle “Yozgat’ın bir marka şehir hâline getirilmesi”ne dair cümleler duyuluyor. Bakınız, ‘gündeme geliyor’ ya da ‘tartışılıyor’ diyemiyorum. Sadece, bu konuya dair ‘cümleler duyuluyor’ diyebiliyorum; çünkü bu konu gerçek anlamıyla gündeme gelmiyor ve tartışılmıyor.

Daha önce de yazmıştım; “Yozgat’ı marka şehir yapacağız” vaadi, son olarak AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından, 17 Mayıs 2011 tarihli Yozgat mitinginde dile getirilmişti. Başbakan Erdoğan, o mitingde şöyle demişti:

“3 Kasım 2002’de siz, bu harekete sahip çıktınız. Siz, AK Parti’yi bağrınıza bastınız. Yozgat, bu bakımdan bizim göz bebeğimizdir, canımızdır. Yozgat’a hizmet üretmek, bizim gururumuzdur. Yozgat’ı imar etmeye, Yozgat’ı yeniden inşa etmeye devam edecek, bozkırın ortasında, Bozok Ovası’nda bir dünya kenti, bir marka kent oluşturmak için çok daha fazla ter dökeceğiz.”

Yozgat Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı ve Yozgat gazetesi sahibi Osman Hakan Kiracı, 20 Mayıs’ta TV 8’de yayınlanan “Seçim Kervanı” programında, o günlerde AK Parti Grup Başkanvekili ve Yozgat birinci sıra milletvekili adayı olan Bekir Bozdağ’a Yozgat’ı nasıl ‘marka şehir’ yapacaklarını sormuştu. Bozdağ da, Kiracı’nın bu sorusunu, özellikle ulaşım alanında yapılan ve yapılması planlanan çalışmaların Yozgat’a sağlayacağı katkıları anlatarak cevaplamıştı.

23 Mayıs 2011 tarihli “Yozgat nasıl ‘marka şehir’ olacak?” başlıklı yazımda, Sayın Bozdağ’ın açıklamasını şöyle değerlendirmiştim:

“Sayın Bozdağ’ın sıraladığı bütün bu hizmetlerin son derece önemli hizmetler olduğundan ve Yozgat’a çok büyük katkılar sağlayacağından şüphem yok; fakat benim bildiğim ‘marka şehir’ kavramıyla Sayın Bozdağ’ın içini doldurmaya çalıştığı ‘marka şehir’ kavramı arasında ciddi bir uyuşmazlık var… Ya ben çok cahilim, ya da Yozgat’ın nasıl ‘marka şehir’ hâline getirileceğini Sayın Bozdağ da bilmiyor…”

Yozgat’ın bir ‘marka şehir’ hâline getirilmesi konusunda bir açıklama da, AK Parti Yozgat Milletvekili Sayın Ertuğrul Soysal’dan gelmişti.

Soysal, parti teşkilatı tarafından bu ay içerisinde Çapanoğlu Kent Parkı Sosyal Tesileri’nde düzenlenen basın toplantısında, bu konuda şunları söylemişti:

“Yozgatımızı temsil eden herkesten, ‘ilimiz adına neler yapabiliriz’ noktasında ‘neler yapılabilir’ diye kafa yormasını istiyorum. Başbakanımız, Yozgat ziyaretinde “Yozgat’ı marka şehir yapacağız” demişti. Bu söz genel bir söz olduğu için bunun içinin nasıl doldurulması gerektiğini yine biz Yozgatlılar söyleyeceğiz.”

Ne var ki, ben henüz o sözün içinin doldurulmasına yönelik bir teşebbüs görmedim, duymadım.

Sayın Soysal, o konuşmasında “bir işadamının Sorgun’a 350 milyon Liralık yatırım yapmayı planladığını ve bu çalışmalarda sona gelindiğini” söylemişti. Sorgun’a bu çapta bir yatırım yapılacak olması hepimizi memnun eder de, Sorgun’a yapılan yatırım, Yozgat’ı bir “marka şehir” yapar mı? “Gelişmek” ile “marka şehir olmak” aynı anlama gelmiyor çünkü…

Sayın Soysal, ardından da, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın Başbakan Yardımcısı olmasının kendilerini umutlandırdığını söylemiş, Cemil Çiçek’in Meclis Başkanı olmasının ve Yozgatlı Taner Yıldız’ın yeni hükümette de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak kalmasının “Yozgat’ın makus talihini yenmek bakımından hepimiz için büyük bir fırsat” olduğunu ifade etmişti.

Doğrusu, maalesef bu sözler de beni hiç umutlandırmadı.

Çünkü Yozgat kamuoyu henüz “marka şehir” kavramını konuşmaya ve tartışmaya başlamadı. Oysa bu sürecin başlatılması ve mesafe kat edilebilmesi için işe buradan başlanması gerekiyor. Yani önce şu soruların cevabını netleştirmemiz gerekiyor:

“Marka şehir olmak” ne demektir?

Bunun ne demek olduğunu tespit etmeden, açıklığa kavuşturmadan nasıl bir “yol haritası” belirleyeceğiz?

Bir ülkenin Başbakanı, Orta Anadolu’nun geri kalmış bir şehrine gelir ve “Yozgat’ı marka şehir yapacağız” der de, bu söz o şehrin mahallî basınında, mülkî âmirleri ve sivil toplum kuruluşları nezdinde tartışılmaya bile başlanmazsa, sizce o şehir bir “marka şehir” olabilir mi?

Lütfen şu soruya içinizden cevap veriniz:

Siz, Yozgat Milletvekillerinin, siyasî partilerin Yozgat İl Başkanlarının, Yozgat Valisi’nin, Yozgat Belediye Başkanı’nın, Yozgat’taki sivil toplum kuruluşlarının başkanlarının, mahallî basının temsilcilerinin “marka şehir” kavramının ne anlama geldiğine dair görüşlerini biliyor musunuz?

Bilemezsiniz, çünkü hiçbirisi bu konuda ne düşündüğünü söylemiş değil.

Bizler, Yozgat kamuoyu olarak, daha ne anlama geldiğini bile bilmediğimiz, bilmek için de herhangi bir teşebbüste bulunmadığımız bir kavramı nasıl hayata geçireceğiz?

Bu konuya devam edeceğim.

(surur-ozturk@hotmail.com)

1 yorum:

Ömer GÜNGÖR dedi ki...

Sayın:Sürur bey sizi ilgiyle takip ediyorum.Marka şehir konusunda düşüncelerinize katılmamak mümkün değil.
Ancak marka şehir için Yozgat'ta fikir üretici gruplar oluşmudur.Oluşmuş ise ne gibi projeler var doğrusu bilmek isterim.Marka şehir olmak çok güzel ama gereklerini yerine getirebiliyormuyuz ve bu gereklere hazırmıyız.Şehrimizde ve ilçelerimizde insanlara nasıl bakıyoruz ve nasıl karşılıyoruz.Bence Marka şehrin ilk projesi ilimiz ve ilçelerimizdeki tüm resmi ve sivil toplum kuruluşlarını halkla ilişkiler konusunda eğitime almalıyız.Daha sonra il ve ilçelerdeki değerleri tesbit etmeliyiz.Üretimde,tüketimde,yatırımda,kalkınmada vb. değerlerimiz nelerdir.Bilmeliyiz diye düşünüyorum...Bu gibi düşünceleri çoğaltabiliriz.. Saygılarımla