8 Mart 2010 Pazartesi

Gelin etrafı biraz güzelleştirelim

Yorum – Sürur Öztürk

Güneş Fayton’a birkaç tane fayton sipariş edilse… İmal edilen bu faytonları, mahallî kostümler giyinmiş sürücüler kullansa… Her zaman temiz, bakımlı ve kibar olmaları şartı getirilen bu sürücüler, Valilik ya da Belediye bünyesinde maaşlı olarak istihdam edilse…


Ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler…

İnternette gezinirken bir yazı gözüme ilişti. Merak edip, yazının kaynağını buldum. Yazar Yaşar Kemal, seri halde yayınladığı “Bu Diyar Baştan Başa” isimli kitaplarının birinde yer alan “Sağlıklı insanların şehri: Yozgat” başlıklı yazısında, Yozgat ziyaretini ve Yozgatlı yazar Abbas Sayar’la buluşmasını anlatırken şöyle demiş:

“Bir araba bulduk. Yozgat’ta epeyce fayton var. Bütün Orta Anadolu şehirlerinde o güzelim faytonlar hâlâ rağbette. Yola düştük. On beş dakika sonra ormandayız. Püfür püfür bir yel esiyor…”

Kitabın baskı tarihi 1976 olarak kaydedilmiş…

Bir kasvet sızıntısı hissettim içimde. Belli belirsiz bir hüzünle “Yozgat ve faytonlar…” diye geçirdim içimden… Tam kapatılmamış bir musluktan mütemadiyen damlayan damlalar gibi, çocuksu bir hüzün damlamaya başladı içime… Sonra, geçen yıl Yozgat basınına yansıyan kısa bir haber düştü aklıma. İnternette aradım, yozgatgazetesi.com’da çıktı karşıma. Tekrar okudum. Haberin başlığı “Yozgatlı faytoncular geçim sıkıntısı çekiyorlar” şeklinde. Bu kısacık haber şöyleydi:

“Yozgat’ta otobüs terminali önünde bekleyen faytonlara ilgi her geçen gün daha da azalıyor. Faytoncular, yaklaşık beş yıldır terminal önünde beklediklerini, güzel bir meslekleri olduğunu, ancak kimsenin eskisi gibi ilgi göstermediklerini söyledi. Bir gün çalışıp, beş gün hiç iş olmadığını belirten faytoncular, paralarının olmamasından dolayı atlarına bile bakamadıklarını, evlerine ekmek götürmekte zorlandıklarını anlatıyor.”

‘Nereden nereye…’ dedim kendi kendime. Sonra, Yozgat Müzesi’nin internet sitesinde gördüğüm ve “yaylı” olarak tâbir edilen fayton fotoğrafına tekrar baktım. Benim çocukluğumdan zihnimde kalan “yaylı”ya göre çok basit geldi gözüme. Köyde, çürümeye terk edilmiş ve kavlak yüzlü çocukların oyunlarına malzeme olmaktan başka bir işe yaramayan o koyu yeşil boyalı, üzeri işlemeli, zarif kapıları olan, tenteli ve basamağına basıp üzerine çıkarken hakikaten de yaylanıveren o “yaylı” daha estetik bir faytondu sanki… ‘Ben mi yanlış hatırlıyorum acaba?’ diye düşündüm, toz toprak içindeki çocukluk yıllarıma gidip gelirken…

Ardından, bilgisayarımdaki Yozgat resimleri arasında duran fayton fotoğrafına baktım. Terk edilmiş bir sevgilinin sessiz, hüzünlü ve yaralayan bakışları gibi duran eski bir fayton fotoğrafı…

Yozgat ve faytonlar…

Hüznümü dağıtmak için, “Aynalı Körük” türküsünü açıp, ritmik melodisi eşliğinde düşünmeye devam ettim… “Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem / ud kemanî çalmazsa, aynalı körüğe de binmem…”

Aynalı körük… Eski Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in ifadesiyle, “faytonun mersedesi…”

Yozgat ve faytonlar…

Sonra, bu yılın başlarında bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda gördüğüm fayton fabrikası geldi aklıma. Birbirinden güzel faytonların üretildiği ve görüntülerini seyrederken heyecanlandığım o fabrika neredeydi, adı neydi?..

‘Keşke not alsaydım’ diye düşünerek ararken, bulmak hiç de uzun sürmedi. İnternet sağolsun… Manisa’nın Akhisar ilçesinde fayton üretimi yapan “Güneş Fayton” isimli bir fabrikaymış. Türkiye’nin ilk fayton fabrikası olma özelliğini taşıyormuş.

Hem Kültür Bakanlığı, hem de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından ödüllendirilse yeridir. Ticaret yaparken aynı zamanda Türk kültürüne hizmet etmenin güzel örneklerinden biri bence. ‘Keşke Yozgat’ta olsaydı’ diye imrendim, kıskandım… Güneş Fayton’un imâl ettiği ürünlerin Türk Patent Enstitüsü tarafından endüstriyel tasarımlarının tescil edildiği ve ‘taklit edilemez’ oldukları da kaydedilmiş… Helâl olsun…

Kültürel varlıklarımızı markalaştırmanın ve maddî kazanca dönüştürmenin pekâlâ mümkün olduğunu gösteren faal bir örnek işte…

Diyeceğim o ki, gelin şu Yozgat’ı biraz güzelleştirelim… Teklifim şu:

Yozgat’ta faytonculuğu en estetik, en güzel hâliyle canlandıralım. Fakat, sadece nostaljik bir ulaşım aracı olarak değil, faytonculuğu kurumsallaştırarak canlandıralım. Bunu da, Yozgat’ın kültür ve turizmine katkı sağlayacak özel bir düzenlemeyle yapalım.

Yozgat Valiliği kanalıyla mı olur, Yozgat Belediyesi kanalıyla mı olur, sivil toplum kuruluşlarından birisinin vizyon sahibi bir başkanı kanalıyla mı olur, yoksa meselâ Yozgat’taki turistik otellerin girişimleriyle mi olur bilemem…

Güneş Fayton’a birkaç tane fayton sipariş edilse… İmal edilen bu faytonları, mahallî kostümler giyinmiş sürücüler kullansa… Her zaman temiz, bakımlı ve kibar olmaları şartı getirilen bu sürücüler, Valilik ya da Belediye bünyesinde maaşlı olarak istihdam edilse…

Bahar ve yaz aylarında, Yozgat’ı ziyaret eden misafirlere bu faytonlarla şehir turu attırılsa… Valiliğin, Belediye’nin, Üniversitenin resmî misafirleri de, kısa mesafelerde bile olsa bu faytonlarla taşınsa, gezdirilse…

Yeni evlenen çiftler de bu faytonlardan istifade edebilseler; gelin ve damadı taşıyan son derece zarif faytonlar, şehrin folklorik bir parçası hâline gelse… Gıcır gıcır koşumlar içindeki bakımlı atların ritmik yürüyüşleri esnasında, nallarının asfalta temâsından yükselen o tak-tuk tak-tuk tak-tuk sesleri, zamanın seyrini fısıldayan saat tıkırtıları gibi kulaklarımıza çarpsa…

Bu zarif faytonlar, çalışmadıkları zamanlarda da, görüntüleri ile şehrin kültürel dokusuna folklorik bir güzellik katmaları için görünür bir yerde özel olrak yapılmış geniş kabinlerde teşhir edilse…

Özel olarak tasarlanmış fayton duraklarında da, yine estetik bir şekilde özel olarak tasarlanıp imal edilmiş “fayton büfe”lerden soğuk içecekler, geleneksel şerbet, şurup, dondurma vesaire satışı yapılsa…



Yozgat’ı ziyaret edenlerin fotoğraf çektirebilmeleri için de özel fotoğrafçılar görevlendirilse… Bu mekânlarda, iyi bir ses düzeniyle “Aynalı körük” gibi temposu yüksek, neşeli Yozgat türküleri çalınsa…

Olmaz mı? Şehre renk, güzellik ve değer katmaz mı? Çok mu zor? İmkânsız mı?.. Unutmayınız ki, yakında bu şehirden hızlı tren geçecek ve bu şehir güzelleşmek zorunda…

Cuma günü devam edeceğim…

(surur-ozturk@hotmail.com)