14 Mayıs 2009 Perşembe

Saat Kulesi, Testi Kebabı ve Arabaşı yetersiz; Yozgat’ın yeni sembollere ihtiyacı var

“Yozgat’ı temsil eden yeni bir sembol kullanmak gerektiğinde, bu sembol ne olabilir?” sorusunun, üzerinde düşünülmüş ve mutabık kalınmış bir cevabı yok. Genellikle saat kulesi, testi kebabı ve arabaşı fotoğraflarıyla temsil edilen Yozgat’ın, yeni ve cazip sembollere ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Bu sembollerin neler olabileceği konusunda fikir üretmek ise, Yozgat’ın aydınlarına, kültür-sanat erbabına düşüyor…

“Hangi şehir nesiyle meşhurdur?” sorusu sorulduğunda, pek çok şehir için birtakım semboller sıralamak mümkün. Bu semboller, kimi şehirler için yöreye mahsus bir yemek, kimi şehirler için tarihî-turistik bir mekân, kimi şehirler için de şehirde çıkarılan bir maden olabiliyor. Şehirler sadece merkezdeki özellikleriyle değil, bazı ilçelerinin özellikleriyle de anılabiliyor.

Bir başkadır benim memleketim…

Adana için pamuk ve Adana kebabı bir sembol. Afyon denince kaymak akla geliyor. Amasya’nın elması meşhur. Şehitliği ile özdeşleşen Çanakkale ise, bizzat kendisi sembol şehirlerimizden birisi. Edirne, Selimiye Camii ile, Kırkpınar güreşleriyle geliyor akla. Elazığ, halk oyunu Çayda Çıra ile, Keban Barajı ile… Gaziantep denince akla ilk gelen baklava ve Antep fıstığı oluyor. Isparta denince güller, halılar hatırlanıyor.

İstanbul, semboller bakımından oldukça zengin: Boğaz Köprüsü, Topkapı, Dolmabahçe, Çırağan gibi sarayları, Eyüp Sultan, Sultanahmet, Süleymaniye gibi camileri, türbeleri; Kapalı Çarşı, Çamlıca tepesi, Kızkulesi vs…

İzmir, saat kulesiyle, köftesiyle; Kahramanmaraş dondurmasıyla, Kayseri pastırmasıyla meşhur. İzmit denince pişmaniye geliyor akla. Konya denince Mevlâna türbesini, Nasreddin Hoca’yı hatırlamayan var mı? Kütahya, porselenleri ile meşhur. Malatya denince kayısı, Manisa denince Mesir macunu geliyor akla. Peribacaları Nevşehir için bir sembol olmuş. Çay yaprağı Rize ile, fındık Giresun ve Ordu ile bütünleşmiş durumda. Atatürk anıtı, Samsun için br sembol hâline gelmiş ve tütünüyle de meşhur. Sivas, Aşık Veysel ile, Kangal köpeğiyle anılıyor. Balıklıgöl ve Kelaynak kuşu, Şanlıurfa’nın sembollerinden sadece ikisi. Trabzon denince Sümela Manastırı, Uzungöl geliyor akla… Van denince Van Gölü’nü, Van kedisini hatırlıyoruz… Yalova, kaplıcalarıyla meşhur, Zonguldak ise kömürü ile…

Yozgat: Saat Kulesi, Çamlık, Testi Kebabı, Arabaşı…

Yozgat nesiyle meşhur diye sorulduğunda, diğer iller gibi bir çırpıda sıralanan sembolleri var elbette. Saat kulesi, Çamlık Millî Parkı, testi kebabı ve Arabaşı, ilk akla gelenler…

Ancak, Yozgat’ın sembolü olarak kullanılmaya grafik sanatlar açısından daha elverişli, daha özgün, daha estetik, daha akılda kalıcı semboller bulunmasının, Yozgat’ın tanıtımına önemli ölçüde katkıda bulunacağı belirtiliyor. Sembollerin şehirler için birer marka değeri oluşturduğuna işaret edilirken, mevcut sembolleri muhafaza etmek kadar, yeni semboller oluşturmanın da önemine vurgu yapılıyor.

Yozgat’ın en çok kullanılan sembollerinden birisi olan Saat Kulesi’nin, farklı mimari tarzlarıyla da olsa, pek çok şehirde bulunan bir sembol olduğu belirtiliyor. Yozgat’ta sembol olarak kullanılan “testi”nin de, pek çok Anadolu şehrinde üretilen ve kullanılan bir mamül olduğu hatırlatılıyor. Ayrıca, Yozgat’ta bir sembol olarak kullanılan testinin, sözgelimi Nevşehir’in Avanos ilçesinde üretilen ve turistlerin büyük ilgi gösterdiği testilerin yanında estetik değer ve tanınmışlık açısından çok zayıf kaldığının da altı çiziliyor.

Arabaşı, Yozgat’a mahsus bir yemek olarak, genel damak tadına hitab etmeyişi, yeterince tanınmayışı ve ancak fotoğrafla temsil edilebilmesi bakımından, sembol olarak kullanılmak için çok da uygun olmadığı ifade ediliyor. Sadeleştirilerek çizildiğinde Arabaşı’nın baklava dilimi olarak çizilebileceği, bunun da “baklava” olarak algılanacağına dikkat çekiliyor.

Yozgat’ın sembol potansiyeli oldukça zengin

Esasen, uzun ve ciddi bir çalışma sonucunda, Yozgat için zengin bir sembol listesi hazırlanabileceği belirtiliyor. Böyle düşünenlere göre, Yozgat bunun için yeterince ürüne sahip. Meselâ, kaplıca sularını temsil eden bir figürün, Yozgat’ın sembollerinden birisi hâline getirilebileceği ifade ediliyor.

Yozgat’ta yetişen tarım ürünlerinden arpa, buğday, ayçiçeği, şekerpancarı, yeşil mercimek, nohut gibi ürünlerin grafik açıdan sembolleştirilmeye uygun olduğu, bu sembollerin ayrı ayrı kullanılabileceği gibi, hepsinin bir arada kullanılabileceği de belirtiliyor.

Kerkenez Harabeleri, Çeşka Kalesi, Alişar Höyüğü, Kazankaya Kanyonu, Kızlarkayası Su Sarnıcı ve Hapisboğazı Hitit Taş Ocağı gibi tarihî mekânların ya da bu mekânlarda bulunan nesnelerin, usta grafikerlerin çizimleriyle sembolleştirilebileceği kaydediliyor.

Yozgat’ın önemli bir kültür mekânı hâline getirilen Hayri İnal Konağı’nın ve onarımı yapılacak olan bazı konakların da, Yozgat için bir sembol olarak kullanılabileceği belirtiliyor.

Yozgat’ta eski yıllarda kullanılan at arabası, kağnı ve özellikle “yaylı” olarak tabir edilen faytonların da grafik semboller olarak kullanılabileceği ifade ediliyor. Yozgat’a sembol olarak kullanılabilecek figürler arasında, geleneksel cirit oyunları da yer alıyor. At üstünde cirit fırlatan bir yarışmacının silûet hâlindeki grafiğinin, estetik ve heybetli bir sembol olabileceği belirtiliyor.

Yozgat efsanelerinde geçen bazı kişi, mekân ya da nesnelerin de, sembol hâline getirilebileceği kaydediliyor.

Grafik başarı çok önemli

Semboller oluşturulurken, figürlerin olabildiğince sadeleştirilmesi ve mümkün olduğunca dış hatlarıyla çizilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. İyi bir sembol ya da amblemin, kalem, anahtarlık, etiket gibi küçük ebatlı ürünlerin üzerine basılacak kadar küçültüldüğünde bile, çizgileri birbirine karışmayacak sadelikte olması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Sembol hâline getirilecek olan ürün, obje ya da mekânların bir bütün olarak resmedilebileceği gibi, bünyelerindeki herhangi bir ayrıntının da sembol olarak seçilebileceği ifade ediliyor.

Ciddiyetle çalışacak bir kurul oluşturulmalı

Yozgat için yeni semboller oluşturulması için başlatılacak bir çalışmanın verimli olabilmesi için, Yozgat Valiliği tarafından bir heyet oluşturulabileceği kaydediliyor. Bu heyette; Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden öğretim üyeleri, eserleriyle Türkiye çapında tanınmış bir veya iki grafiker, İl Kültür ve Turizm Müdürü, Tarım İl Müdürü, Yozgat Müzesi Müdürü, Halk Eğitim Merkezi Müdürü ile mahallî gazeteci ve yazarların yer alabileceği dile getiriliyor.